İnsan hakları temeline dayalı demokrasi kültürü, sosyolojik ve psikolojik bir çok alt unsuru beraberinde taşır. Bu kültür, ülkelerin altına imza attıkları pek çok uluslararası anlaşma ve sözleşmelerle evrensel bazı değerlerin yayılmasına ve sahiplenilmesine de neden olur.
 |
|
İnsan hakları temelinde çocuk hakları üzerinde uluslararası düzeyde kabul edilen anlaşmalar arasında yer alan ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen Çocuk Hakları Beyannamesi özü itibari ile çocuğun temel hak ve özgürlüklerini ele almıştır.
Çocuğun yararına öncelik verilerek doğuştan getirdiği yetenekleri nitelikli bir eğitimle geliştirmesi, güç koşullarda kalması durumunda korunması, kendisini ilgilendiren konularda görüşüne başvurulması, maruz kaldığı her türlü ayrımcılığın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması, büyüme ve gelişme evrelerinde medeni, sosyal, ekonomik, kültürel haklarını öğrenmesi, talep etmesi ve hayata geçirilmelerinin sağlanmasına yönelik çocuk hakları kültürünün yaygınlaştırılması ana amaç olarak ifade edilmiştir. |
|
Ülkemizde de bu amacın gerçekleştirilmesi için resmi makamlar ya da sivil toplum kuruluşları zaman zaman ortak veya bireysel girişimlerle çalışmalar yürütmektedirler. Yaygın bir biçimde kültürümüzde çocuk haklarına ilişkin pozitif bir anlayışın hakim olduğunu ya da haklarını bilen çocuklar yetiştirme anlayışımızın yerleştiğini söylemek çok zor.
Çocuk hakları konusunda bilgilendirme ve bilinçlendirme fırsatları ortaya çıktıkça önce insan olmanın ve sonra da alan uzmanlığımızın getirdiği hevesle ortaya çıkmamak olmazdı. Bu çerçevede İstanbul Bilgi Üniversitesi, Çocuk Çalışmaları Birimi’nin (ÇOÇA) okulumuzla yaptığı işbirliği ile ortaya çıkan ve temelinde insanı ve çocuğu ele alan “Haklar Sahnesi” projesinde Rehberlik ve Psikolojik Danışma Servisi uzmanları yer almak ve var olmak hem insan olarak hem de mesleki duruşumuz açısından sorumluluğumuzdu.
Alpaslan Dartan
Rehberlik ve Psikolojik Danışma Servisi Koordinatörü
|