Mutluluk Mümkün Müdür?
Mutluluk mümkündür. Ancak bilimsel araştırmaların sonuçları mutluluğun sınırlarını çizmektedir.
İnsanlar büyük ikramiye kazandıklarında, ‘mutlu bir hayat’ yaşıyorlar. Ancak bir süre sonra mutlulukları eski düzeye geriliyor. Felç geçiren insanların %84’ünün mutluluk düzeyi, bir süre sonra, en az, sağlıklı kişilerinki kadar oluyor. Peki ya travmalar? Trafik kazası geçirmek, depremde göçükte kalmak gibi travmatik yaşantıları olan kişilerin daha mutsuz olabileceği düşünülse de, yürütülen bilimsel çalışmalar ve klinik deneyimler işaret ediyor ki, cinsel taciz, ihmal, terk, aldatılma, şiddet ve dışlanma, kişileri kronik mutsuzluğa sürükleyebiliyor. İnsanlar bu gibi durumlara, sistemli ve uzun süreli maruz kaldıklarında, bu onlar üzerinde çok daha yoğun travmatik etkiler yaratabiliyor.
Terfiler ya da kazanılan başarılar kişileri ilk anda çok mutlu etseler de etkileri, tıpkı para gibi, uzun süreli olmuyor ve kişiler tekrar eski mutluluk seviyesine geliyorlar. Benzer şekilde, işten çıkarılan kimseler, mutsuz olsalar da, çoğunlukla bu kişiler bir süre sonra eski mutluluk seviyelerine ulaşıyorlar. Fiziksel olarak çok çekici olmanın da mutluluk düzeyini arttırmadığı istatiksel olarak kanıtlanmıştır. Özetle, para, sağlık, fiziksel çekicilik, refah bir noktaya kadar mutluluk düzeyimizi etkiliyor ama düşündüğümüz miktarda ve sürede değil.
|
|
Kim bu mutlu insanlar?
Mutlu insanlar, keyfi yerinde olan, yaptıkları işlerden zevk alabilen kimselerdir. Daha iyimser, yaptıklarından kıvanç duyabilen, huzurlu, neşeli, coşkulu, umutlu olmaktan, sıcak ilişkiler kurmaktan ve cinsellikten keyif alabilen kişilerdir. Bir iş ile ilgilendiklerinde, kendilerini tümüyle ona verebilir, bağlanabilir ve ondan doyum alabilirler; öyle ki zamanı unuturlar. Belki de en önemlisi, yeteneklerini hayata geçirebilirler. Mutlu insanların dans etmek, satranç, okumak, arkadaşlık ilişkisi kurmak gibi özellikle kendilerini verdikleri aktiviteler olur. ‘Mutluyum’ diyen kişiler, anlamlı bir hayat sürdüklerini ifade etmekteler. Yani yeteneklerini, anlamlı buldukları bir şeyin hizmetine sunarlar. Bu nokta, iş dünyası için anlamlı bir veri de sağlıyor. Üstün yetenekleri olan çalışanların işlerinden ayrılmasında önemli bir etken, yaptıkları işlerin kendileri için anlamlı olmamasıdır. Bunu gözeterek şirketler, çalışanlar için görevleri anlamlı hale getirmeye özen gösterebilirler.
|
|
İhtiyaçlar motivasyon sağlar
İhtiyaçlarımız karşılanmadığında, korkular gelişir. Bütün kültürlerde ortak olan, ana motivasyon ve ihtiyaçlar vardır. Örneğin, güvende olma ve huzurlu hissetme gereksiniminin karşılanmasına duyulan ihtiyaç evrenseldir. Benzer şekilde tüm insanlar, aidiyet ihtiyacı duyarlar ve dışlanma korkusu yaşamı yöneten bir etkendir. İnsanlar evrensel olarak açıklık ihtiyacındadır ve geleceği tahmin edebilmeyi isterler. Bu ihtiyaçlarımızın giderilmesi halinde, daha keyifli ve mutlu oluruz. Günlük dile yansıyan sıkıntılar olduğunda, anlayabiliriz ki, bu ihtiyaçların karşılanmasında eksik kalan bazı noktalar vardır. Bunu bilmek anlamlıdır; çünkü arkadaşlarımızla, eşimizle, sevgilimizle, patronumuzla ilişkilerimizde bu ihtiyaçları iyi yönetebilmek, mutluluğa katkı sağlar.
Mutluluk Stratejileri
Karşınızdaki kişinin olumlu özelliklerine odaklanmak ve bunları ön plana çıkarmak ilişkiler için bir kurtarıcı olabilir. Örneğin, evde, çocuğunuzun veya eşinizin, olumsuz bir özelliğini söylediğinizde, kendisine olumlu beş özelliğini ya da davranışını da belirtirseniz, ilişkilerin daha iyi gittiğini görebilirsiniz. Çalışanlarınızın, olumsuz bir özeliğinin yanı sıra, olumlu üç özelliği daha kendilerine söyleyerek, çalışanların verimini arttırmayı deneyebilirsiniz. Burada gerçekçi geribildirimlerde bulunmak önemlidir.
Son olarak, mutsuzluk bulaşıcıdır. Gezmek, eğlenmek ve evlenmek için kronik olarak mutsuz insanlardan en az 100 metre uzak durun.
Emre Konuk
Uzman Psikolog
|