Cumhuriyet Çeşmesi, Fatih ilçesinde Küçük Mustafapaşa mahallesinde Haliç’in güney yakasında Cibali ile Fener arasından Ayakapısı diye bilinen bir semtte Abdülezel Caddesi üzerinde yer alıyor. Çeşmemiz şehrin en eski sakinlerinden surların Haliç bölümüne komşu. Zaten semt de adını Haliç sur kapılarından biri olan Aya Toeodosia Kapısı’ndan alıyor.

Tarihi Yarım Ada ve Haliç Kroki

Haliç'ten Manzaralar

Ayakapısı, yedi tepeli kentin beşinci tepesi ile Haliç arasındaki yamaçta bulunur. Ayakapısı, tarihi yarımada içinde kalan diğer bazı semtler gibi aslında İstanbul’un kültürel ve tarihi birikimini en iyi yansıtan semtlerden birisi. Çünkü hem Bizans hem de Osmanlı döneminde kentin önemli bir bölümü olarak görülmüş, Bizans hükümdarları semtteki kiliselere gömülmüş, fetihten sonra bazı kiliseler camiye çevrilerek Müslümanlarca da ibadethane olarak yaşatılmış, semtin Hıristiyan ve Müslüman sakinleri huzur içinde bir arada yüzyıllarca yaşamıştır. Bu bakımdan eğer İstanbul bir kültürler başkenti olarak görülürse Ayakapısı da bunun bir mikro örneğini oluşturur.

Ayakapısı - Cami ve Kilise

Ayakapısı semtine ve Cumhuriyet Çeşmesi'ne 5 Nisan 2008’de bir gezi düzenledik. Bu gezi öncesinde Cumhuriyet Çeşmesi ile ilgili bilgileri araştırdık. Gezimiz bizler için çok yararlı oldu. Sabah servise bindiğimizde projemiz hakkında ve o gün yapacağımız röportajlar hakkında konuştuk. Güneşli ve güzel bir İstanbul sabahında Haliç’ten geçerken çevredeki surları, kiliseleri, çeşme vb. yerleri gözlemleme fırsatı bulduk.

Ayakapısı - Cumhuriyet Çeşmesi'nin Yanında

Ayakapısı semtine geldiğimizde çeşmenin hemen surların ve Ayakapısı’nın yanında olduğunu gördük. Çeşmenin özelliklerini inceledik. Çevrede yaşayan ve çalışanlarla sohbet ettik. Bu çeşme hakkında bize bilgiler verdiler. Burada Küçük Mustafapaşa Mahalle Muhtarı ile bir röportaj yaptık. Bize semtin genel özellikleri ve Cumhuriyet Çeşmesi ile ilgili bilgiler verdi. Özellikle semtte günümüzde yaşayan halkın bölgenin tarihi ve kültürel dokusu konusunda yeterince bilinçli olmadığını belirtti. Biz de bu projemizde muhtarlık aracılığıyla semt halkına da ulaşabilmeyi istediğimizi belirttik. Semtte yaptığımız gezide aşağıdaki eserlerden bazılarını inceleme fırsatımız oldu.

Ayakapısı - Bir Mahalle

Ayakapısı - Semtte Bir Yürüyüş

Ayakapısı - Mahalle Muhtarı İle Röportaj

Gül Camii

Bizans döneminde semtte adını veren Aya Teodosia adlı azizeye adanan kilisenin 10. ya da 11. yy.’da yaptırıldığı tahmin ediliyor. Binanın planı pek çok Bizans kilisesinde olduğu gibi haç şeklindedir. Aya Teodosia Kilisesi, 1490’da cami haline dönüştürülmüş ve Gül Camii adını almıştır. Binanın mezar odalarına Bizans imparatorlarından bazılarının gömüldüğü bilinmektedir.

Ayakapısı - Mahalle Muhtarı İle Röportaj

Gezide öğretmenimiz bize Gül Camii ile ilgili efsaneleri anlattı. Bu efsanelere göre, İstanbul fethedilmeden önceki gece Bizans halkı bu kilisede bir ayin yapmışlar. Bu ayinde kilisenin her yerine gül yaprakları dökmüşler. 29 Mayıs 1453’te şehir fethedilince buraya gelen Osmanlı askerleri kilisenin güllerle kaplı olduğunu görünce sonradan buraya Gül Camii adını vermişler.

Ayakapısı - Mahalle Muhtarı İle Röportaj

Caminin hemen karşısında II. Mahmut’un kızı Adile Sultan’ın Sıbyan Mektebi olarak yaptırdığı bina duruyor. Ancak şu anda oldukça kötü durumda. Mahalle muhtarından buranın yakında restore edileceğini öğrendik.

Ayakapısı - Mahalle Muhtarı İle Röportaj

Ayakapısı - Mahalle Muhtarı İle Röportaj

Molla Hüsrev Mehmed Efendi Mescidi

İstanbul’un fethinden sonra kentin diğer kesimlerinde olduğu gibi bu semtte de yoğun bir imar faaliyeti yaşanmıştır. Fatih devrinin şeyhülislamlarından Molla Hüsrev Mehmed Efendi tarafından Ayakapı’da bir mescit yaptırıldığı ve mescidin çevresindeki mahallenin de aynı adla anıldığı biliniyor. Bu mescid zamanla harap olduğu için 19. yy.’da yeniden yaptırılmıştır.

Sekbanbaşı Mescidi

Fatih dönemi ileri gelenlerinden Ahmed Çelebi tarafından İstanbul’un fethi sırasında şehit olan Sekbanbaşı Abdurrahman Ağa adına yaptırılmıştır. Sekbancıbaşının mescidin yanına gömüldüğü düşünülüyor. Cumhuriyet çeşmesinin yakınında Sekbanbaşı’ya ait bir türbe de bulunuyor.

Sirkeci Tekkesi

15. yy. sonlarına doğru Anadolu ve Rumeli’den İstanbul’a göç başlar. Semtte göç eden Rumlar, Ayakapı’da sur duvarının deniz tarafına yerleşir. Müslüman nüfus ise daha çok sur içine yerleşmiştir. Semtin dinsel yaşamında belli bir rolü olan Sirkeci Tekkesi de semtin sur içinde kalan bölümünde yer alır.

1569’da kurulan tekke binası 19. yy.’da yıkılmıştır. Ancak yanında yer alan Şeyh İsmail Efendi Türbesi hala ayaktadır.

Ayakapısı Çeşmesi

Gülçeşme Sokak’ta bulunuyor. 1585’e klasik Osmanlı mimari tarzında yaptırılmıştır. Kimin yaptırdığı bilinmiyor.

Ayakapı Hamamı

1582’de III. Murad’ın annesi Nurbanu Sultan tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. 1940’lardan beri kullanılmamaktadır. İçi tamamen harap olmuş durumdadır. Günümüzde halen depo olarak kullanılıyor. Semtte yaptığımız gezide bu hamamın içine girme fırsatı bulduk. Ancak oldukça kötü durumda olduğunu gördük. Buranın da çeşmeler gibi ihmal edilen mimari eserlerden biri olduğunu gözlemledik.

Ayakapı Evleri:

Yangınlar… Sur içindeki pek çok semtin kaderinden Ayakapı’daki evler de kaçamamıştır. 1718, 732, 1756, 1833 yangınlarında semtteki evlerin büyük bir kısmı önemli ölçüde hasar görmüştür. Bu nedenle 19. yy.’da semtin yol şebekesi yeniden düzenlenmiştir. Ayakapısı’ndaki evlerin çoğu yangınlardan sonra 19. yy. ve 20. yy.’dan kalma kagir konutlardır. Semtteki evler, Fener’deki benzerlerine göre daha mütevazı, orta halli ailelerin oturabileceği süssüz ve gösterişsiz evlerdir.

Ayakapısı - Mahalle Muhtarı İle Röportaj