• Çeşme Farsça “çeşm (göz)” sözcüğünden gelmektedir.
  • Sebil, Arapça’da “yol” demektir. Genellikle yolla üzerinde gelip geçenlere hayır için parasız su ikram edilmesi amacıyla yapıldığı için bu yapılara sebil adı verilmiştir.
  • İstanbul’da ilk sebil 1496’da Şeyhülislam Efdalzade Seyyid Hamidüddin Efendi, sonuncusu ise 1896’da saraylı bir hanım olan Nermidil Kalfa tarafından yapılmıştır.
  • İstanbul’da ilk çeşme Fatih Sultan Mehmet Rumelihisarını yaptırıken inşa ettirdiği 1452 tarihli çeşmedir.
  • “İstanbul bir su şehridir…”  Eskiden böyle derlermiş İstanbul’a… Bu denizlerle çevrili olduğundan değil, düne kadar her mahallede gürül gürül akan çeşme ve sebilleri nedeniyle söylenirmiş bu söz.
  • İstanbul’da yüzlerce sokak adını yakınındaki bir çeşmelerden almıştır. (Acıçeşme sokak-Tophane, Çobançeşme sokak-Tarabya,  Soğuk çeşme sokak-Gülhane vb.)
  • Osmanlılar, bazı hastalıkları kuş sesi ve su sesi ile tedavi edermiş.
  • Kültürümüzde su ile ilgili çok sayıda atasözü ve deyim bulunmaktadır.

- Su, başında kesilir.
- Su bulanmayınca durulmaz.
- Su testisi su yolunda kırılır.

  • Su ile İstanbul ile ilgili çok sayıda şarkı da var. Bizim favorilerilerimiz,  Teoman, İstanbul’da, Levent Yüksel, İstanbul, Sezen Aksu, Ah İstanbul
  • Taksim semtinde eskiden İstanbul’a gelen sular buradan bölünerek dağıtılırmış. Bu nedenle semte Taksim adı verilmiş.
  • Eskiden çeşmelerin musluğu yoksa buraya lüle denen bir boru konurmuş.
  • Eskiden “saka”lık diye bir meslek varmış. Sakalar, çeşmelerden evlere su taşımayı meslek edinen kişilermiş.
  • Çeşme suya giydirilmiş gelinliktir.
    (Bedri Rahmi Eyüboğlu)

  • İstanbul’un çeşmeleri, genç yaşta sütü kurumuş analar gibidir.
    (Bedri Rahmi Eyüboğlu)

  • İstanbul, dünyaya hükmedecek, dünyayı idare edecek bir yerde kurulmuştur. Bu şehri görenler, O’nun dünyanın en güzel yeri olduğu fikrinde birleşirler. (Jean de Thevenot)

  • İstanbul güzeldir, fakat onun garabeti, güzelliğinden fazladır. İnsan bu şehirde ne yapacağını şaşırır, arzular birbiri üstüne yığılır ve zaman kaybolur gider. İnsan hem bütün ömrünü bu şehirde geçirmek ister, hem de çantalarını kaptığı gibi hemen ertesi gün O’ndan uzaklaşmak ister.
    (Edmondo de Amicis)

  • İşte bu İstanbul’dur. Altıdeniz bir tuhaf mavi. Üstün sonsuz gökyüzü neredeyse aynı maviden. Arasında sedefler karışmış tek bir ressam paleti içerisinde, tarihi yarımada üçbin yıllık çizgileri ile belirmeye koyulur.
    (Çelik Gülersoy)

  • Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
    Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
    Ömrün oldukça gönül tahtıma keyfince kurul,
    Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.
    (Yahya Kemal Beyatlı)