1. KADEME

SAYGI GRUP ÇALIŞMASI

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Servisi olarak “Yaşayan Değerler Eğitimi” kapsamında “Saygı” temalı ve iletişim becerilerine dayalı grup çalışması gerçekleştirilir.

Bu çalışmada kavram olarak saygıdan ne anlaşıldığı, davranış kalıpları olarak kişiler arası ilişkilere etkisi, kişilik özelliği olarak saygı kavramını içselleştirebilme ve çevremizde yaşanan ilişkilere eleştirel bakabilmek konularına değinildi. Ayrıca bir değer olarak saygı kavramının günlük yaşamımızın ne ölçüde bir parçası olduğunu fark edebilmek gibi kazanımlara da bu çalışmada yer verilir.

ARKADAŞLIK PROJESİ GRUPLARI

Öğrencilerin arkadaşlık ilişkilerini güçlendirmek, kaynaştırmak, olumlu taraflarını arkadaşlarından duyarak benlik algılarını yükseltmek amacıyla yapılır.

Çalışmada ihtiyaç duyuldukça grup için belirlenen öğrencilerle bir araya gelerek birbirleriyle ilgili fark ettikleri olumlu davranışlar konuşulur. Olumlu davranışların rahat hatırlanması için Arkadaşlık Proje Defterine bakılır. (Küçük yaş grubunda okuma yazma bilmedikleri için her öğrencinin kendi belirlediği sembolü-yıldız, kare, kalp vb. çizerek olumlu davranışı belirtir). Grup olarak birlikte oynadıkları oyunlar değerlendirilir. Grupta yalnız kalan veya kendini yalnız hisseden öğrenci olup olmadığı araştırılır.

PAYLAŞIM GRUPLARI

Özellikle iç disiplinde zorlanan öğrencilerin karşılaştıkları problemler karşısında kendilerini ifade edebilme ve problem çözebilme amaçlı duyguların paylaşımı ve psikodrama tekniği ile yaşantılar ele alınarak yapılan grup çalışmasıdır.

ATILGANLIK EĞİTİMİ

Her gün karşılaşılan kişisel sorunların bir kısmı bireylerin duygularını anlatma ya da ilgi ve isteklerini karşısındaki bireylere iletmede başarısız olmalarından kaynaklanmaktadır. Eğer kişilerin  duygularını iletme becerileri yeterli değilse gereksinmelerini karşılamakta güçlük çekerler. İnsanların gereksinmelerini karşılamak için kullandıkları değişik iletişim biçimleri onların davranış biçimlerini oluşturur.

Bazı bireyler çekingendirler, amaçlarına ulaşamazlar, gereksinimlerini karşılamakta güçlük çekerler bu nedenle de çoğu kez ya öfkeyle ya da yetersizlik kaygısıyla doludurlar. Bazılarıysa çevreyle ilişkilerinde saldırgandırlar; yani istedikleri amaçlara ulaşmak gereksinmelerini karşılamak için başkalarını küçük görme, dikkate almama eğilimi gösterirler.

Bir iletişim biçimi olarak kabul edilen atılganlık ise, “başkalarının haklarını küçük görmeden ve zedelemeden kişinin kendi haklarını koruması, düşünce, duygu ve inanışlarını doğrudan, dürüst ve uygun yollarla ifade etmesi” olarak tanımlanmaktadır. Bu ilişki biçimi olumsuz iki uç olan “saldırganlık” ve çekingenlik”e karşılık, olumlu bir davranış tarzı olarak kabul edilir. Atılgan olan insan, ne saldırgan bireyler gibi çevresindekileri kırar, küçük düşürür, ne de çekingen bireyler gibi kendini küçük görür.

Bireylerin sosyal yaşamlarında başarılı olmaları  onların etkili iletişim becerileri kazanmalarına bağlıdır. Sosyal becerilerinin gelişmesi, insanların ilgilendikleri konulara daha çabuk ulaşmalarına, fırsatları değerlendirmelerine ve duygusal olarak çevreye uyum sağlamalarına yardımcı olur. Bir başka deyişle, iletişim becerileriyle, yaşamdaki başarı arasında olumlu bir ilişki bulunmaktadır.

Öğrencilerimizin daha girişken davranabilen, sağlıklı ilişkiler kurabilen, özgüveni ve özsaygı düzeyleri yüksek bireyler olarak yetişmeleri kuşkusuz mesleki başarıları açısından olduğu kadar, bireysel doyumları açısından da önemlidir. Rehberlik Servisi tarafından bu düşünce ile  yapılan “Atılganlık Eğitimi”  grup çalışması içedönük, kendini zor ifade eden, hayır demekte zorlanan öğrencilerden oluşur. Çalışmada atılgan, çekingen, saldırgan davranışlar ve bunların özellikleri, atılgan davranışın yararları, sözsüz iletişim, iltifat etmek, ricada bulunmak, olumlu ve olumsuz düşünceleri ifade edebilmek, ben-sen dili vb. konular örneklerle ve çeşitli etkinliklerle ele alınır.

ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ
         
Arkadaşlık kurma becerisi, erken çocukluk döneminde başlayan ve  ne kadar erken başlarsa o kadar kolay gelişen bir beceridir. İlkokul yıllarında görülen arkadaşlıklar daha çok yüzeyseldir ve oyun arkadaşlıklarıyla sınırlıdır. Bu grupların bir özelliği sadece kızlardan ve ya  sadece erkeklerden oluşmasıdır. Oysa ergen grubunun özelliği karşı cinsle ortak ilgi ve yaklaşma eğilimi olmasıdır.

Çocuğun veya gencin olumlu arkadaş ilişkisi kurmadan topluma açılması beklenemez. Bu bakımdan arkadaşlık ilişkileri toplumsal ilişkilere öncülük eder. Arkadaşlarca aranmak, beğenilmek ve benimsenmek benlik saygısının önemli bir koşuludur. Yardımlaşarak, paylaşarak, duygusal alışverişe  girerek dostluk bağları kurar. Kendi kişiliğini sınar ve geliştirir. Çünkü arkadaş grubu, kişiye kendi kişiliğini yansıtan bir ayna olur. Kendisini tanır ve tanıtır. İnsanlarla iletişim kurma ve işbirliğine girme yolu ile toplumsal becerilerini geliştirir. Arkadaş grubuna giren kişi, artık hem bireydir hem de topluluğun eşit bir üyesidir. Arkadaşlık kurmak ve sürdürebilmek başlı başına bir başarı, ruh sağlığının bir ölçüsüdür.

Ailesine aşırı bağımlı, güvensiz bir çocuk okulda başarılı olabilir ama arkadaşlık kurmada yetersiz kalabilir. Çocuğun karşı cinsle arkadaşlık kurabilmesi için önce kendi cinsinden yaşıtlarıyla arkadaşlık kurabilmesi gerekir. Bu bakımdan arkadaşsızlıktan yakınan ya da hiç arkadaş aramayan bir gencin önemli sorunları olduğu söylenebilir. Çünkü toplumsal yaşamda kendi kendine yetebilmek olanaklı değildir. Bu nedenle evinden çıkmayan, uğraşlarıyla zaman harcayan bir kişi, evinden çıkmak zorunda kaldığında bocalar, uyumsuzluk belirtisi gösterir. Kendilerine göre kötü arkadaşları olmadığı ve dersinden başka bir şey düşünmediği için çocuğundan memnun aileler vardır. Aslında bu sevinilecek bir durum değildir. Bu çağda özellikle gencin derslerini azaltmak pahasına da olsa spora ve arkadaşlığa yönelmesi olumludur.

Ergenlik döneminde arkadaş grubu içerisindeki genç kendini ve başkalarını bu toplumsal örgüt içinde değerlendirir. Grup üyeleriyle özdeşim kurar. Onların tutum ve davranışlarını benimser.

Çocukları ve gençleri arkadaş gruplarından ayırmak  yerine bu gruplara katılmaları için desteklemeli ve uygun ortamlar yaratılmalıdır. Tüm bu düşüncelerle, ihtiyaçlar doğrultusunda öğrencilerle “Arkadaş İlişkileri” konulu grup çalışmaları yapılır. Bu grup çalışmalarında insanların olumlu özelliklerini görebilme ve ifade edebilme, arkadaşlık ilişkilerinden beklentilerimiz, hatalar  gibi konular ele alınır. Grupta hem öğrencilerin birbirleri ile kaynaşmalarını sağlamak hem de farkındalık yaratmak amacıyla  çeşitli etkinliklere, oyunlara yer verilir.

İLETİŞİM BECERİLERİ

İletişim; kişilerin birbirlerine bilinçli veya bilinçsiz olarak duygu ve düşüncelerini aktardıkları bir süreçtir. Bu sürecin başarısı, bireyin yaşamındaki mutluluğun temelini oluşturur. İlişkisinde her iki tarafın da birbirlerinin duygu ve düşüncelerini paylaşarak kabul etmeleri ile birçok soruna çözüm bulunabilir. Etkisiz iletişimin kullanıldığı ortamlarda ise çocuk dışarıdan anlaşılmadığını ve kabul edilmediğini hissedecektir. Ayrıca dıştan denetimli olacaklardır ve otorite figürleri yanlarında yokken nasıl davranmaları gerektiğini bilemeyeceklerdir. Etkili iletişim yolları ise çocukların kabul edildiklerini hissedecekleri, kendilerine ve çevresine güven duyacakları bir yöntemdir. Böylece çevresi ile daha sağlıklı ilişkiler kuracaklardır. Bu nedenle öğrencilerle,  temel iletişim becerilerini arttırmak, kişiler arası iletişim engellerini azaltmak, etkin dinleme ve empati  becerilerini geliştirmek amacı ile etkin insan-etkin olmayan insan, duyguları tanıma, sözlü/sözsüz iletişim becerileri, iletişim engelleri gibi konuların ele alındığı  “İletişim” konulu grup çalışması yapılır.

SOSYAL BECERİ EĞİTİMİ

Sosyal beceri eğitimi yapılan öğrencilerin velileriyle yapılan bir grup çalışmasıdır. Velilerimizin duygularını, düşüncelerini, deneyimlerini paylaşacakları güvenli bir ortam içinde; ilişki kurma becerisi, arkadaş ilişkileri ve bu iletişim esnasında doğru seçimler yapmak, zor sosyal durumlar karşısında problem çözme becerilerini öğrenmek, ayrıca çocuklarının da aldığı bu eğitimin evde oluşturduğu yansımalarının da değerlendirilmesi amacıyla yürütülen bir grup çalışmasıdır.

ÖFKEMİZLE BAŞ EDELİM

Çocukların bulundukları sosyal ortamlarda problemlerini yapıcı yollarla çözebilmeleri, öfkelerini yönetebilme becerilerinin gelişmesi amacı ile oluşturulan grup çalışmasıdır. Bu çalışmada duyguları tanıma, öfkenin ipuçları, öfkeyi ifade etme ve öfke ile baş etme gibi konular örneklerle ve çeşitli etkinliklerle ele alınır. Ayrıca bu çalışmada öğrenciler kendilerini değerlendirme, değiştirme, eğlenerek öğrenebilme ve aktif bir ortamda yaşıtları ile bir arada olabilme olanağını bulurlar.

Bazı bireyler çekingendirler, amaçlarına ulaşamazlar, gereksinimlerini karşılamakta güçlük çekerler bu nedenle de çoğu kez ya öfkeyle ya da yetersizlik kaygısıyla doludurlar. Bazılarıysa çevreyle ilişkilerinde saldırgandırlar; yani istedikleri amaçlara ulaşmak gereksinmelerini karşılamak için başkalarını küçük görme, dikkate almama eğilimi gösterirler.

MOTİVASYON

Motivasyon (güdü) , tanımlaması ve açıklaması zor bir konudur. Bir organizma olarak her gün çeşitli davranışlarda bulunuruz. Hiçbir davranışın gelişigüzel ve kendiliğinden olduğu söylenemez. Güdü, davranışa enerji ve yön veren güçtür; bu güç organizmayı etkileyerek bir amaç için harekete geçmeye iter. Güdü, istekleri, arzuları, ihtiyaçları, dürtüleri ve ilgileri kapsayan genel bir kavramdır. A. Maslov’a göre, insanı davranışa iten nedenler onun “İhtiyaçları”dır. Bu ihtiyaçları da şöyle sıralamaktadır: Fizyolojik ihtiyaçlar, Güvenlik, Sevgi,  Saygınlık, Estetik ihtiyaçlar ve Kendini gerçekleştirme ihtiyacı.

Öğrenme Güdüsü, Dışsal Güdü, İçsel Güdü organizmayı belirli tepkilerde bulunmaya ve sonuç olarak bir şeyler öğrenmeye zorlamaktadır. Buna bağlı olarak, güdülenme öğrenme için gerekli ön şartlardan biri olmaktadır. Yeterince güdülenmemiş bir öğrenci, öğrenmeye hazır hale gelmemiş demektir, kişiyi öğrenmeye sevk edecek önemli bir neden olmadıkça öğrenmeye karşı ilgi gelişmez.

Tüm bu düşüncelerle “Motivasyon” konulu grup çalışmasında derslere karşı ilgisi az, motivasyonu düşük ve hedef belirlemede zorlanabilecek öğrenciler seçilir. Çalışmada  ihtiyaç-davranış ilişkisi, başarı, başarının yarattığı duygular, başarının bağlı olduğu faktörler, hedef belirleme, başarıya ulaşmada ketleyiciler, iç konuşmalar ve kullanılan dil, olumlu düşünme gibi konular ele alınır. Bu konular ısınma oyunları, ödül töreni, kendi reklamım, başarılı olduğum alanlar, başarı merdiveni, motivasyonu düşük çocuğa mektup ve afiş hazırlama gibi etkinliklerle pekiştirilir. Gruba katılan öğrencilerin velileri ile bireysel görüşmeler yapılırken öğrencilerin grup içindeki etkinliklerde yaptıkları çalışmalar paylaşılır.

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA ALIŞKANLIKLARI

Başarılı olmak için kişinin planlı ve disiplinli çalışması gerekir. Başarıya giden yol çok çalışmaktan geçmez. Çok çalışmak her zaman iyi öğrenmek demek değildir. Önemli olan etkili çalışmaktır. Etkili çalışmak; zamanı, belirlenmiş amaçlar ve tespit edilmiş öncelikler doğrultusunda programlı olarak kullanmaktır. Zamanı iyi kullanabilme becerisi sadece akademik hayatta değil, günlük yaşantıda ihtiyaç duyulan önemli bir sosyal beceridir. Zamanı iyi kullanma becerisini küçük yaşlarda edinemeyen birey, ileride gideceği sinemanın seansını kaçıran, randevularına hiçbir zaman yetişemeyen, işe geç kalan bir yetişkin haline gelir. Verimli ders çalışma becerisini edinebilmek için öncelikle kişinin günlük yaşantısını iyi organize edebilmesi gerekmektedir. Zamanı kullanmanın yanı sıra, kişinin kendine kısa-uzun-orta vadeli hedefler koyması da önemlidir.

Dördüncü sınıfta düzeyinde yapılan verimli ders çalışma alışkanlıkları grup çalışmasında hedef, öğrencilerimizin verimli ders çalışma alışkanlıklarını eğlenerek öğrenebilecekleri bir grup ortamı yaratmaktır. Dört ile altı oturumdan oluşan bu çalışmada, zaman kullanımı, hedef belirleme, program oluşturma, hız ve güç dengesi gibi konular ele alınmaktadır.

SINAV KAYGISI

Sınav Kaygısı, sınav öncesinde öğrenilen bilginin, sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan, yoğun kaygı, sınav kaygısı diye ifade edilir. Normal düzeydeki bir kaygı kişiye, istek duyma, karar alma, alınan kararlar doğrultusunda enerji üretme ve bu enerjiyi kullanarak performansını yükseltme açısından yardımcı olur. Ancak yaşanan kaygı çok yoğun ise, kişinin enerjisini verimli bir biçimde kullanmasını, dikkatini ve gücünü yapacağı işe yönlendirmesini engeller. Kişi potansiyelini tümüyle kullanamaz ve istenen performans düzeyine erişemez.

Sınav kaygısı yaşayan öğrenciler, çalışmalarını planlamakta, doğru düşünmekte, konsantre olmakta ve çalıştığı konuları hatırlamakta güçlükler yaşarlar. Sınav kaygısı ile baş edebilmek için, nedenlerini çok iyi anlamak gerekir. Bazen yetersiz çalışma, bazen yapamam düşüncesi vb gibi nedenler kaygı yaratabilecek noktaya gelebilir. Kişinin kaygısının nedeni ne ise o ortadan kalkmadan sınav kaygısının yok olmayacağı da bir gerçektir.

Akademik sürecin yoğunlaşması, öğrenciden beklenen başarının her geçen gün artması kaygıyı tetikleyen bir süreçtir. Kaygı yoğunluğu performansını olumsuz yönde etkileyen, öğrencilere yönelik gerçekleştirilen sınav kaygısı grup çalışması dört oturumdan oluşmakta, kaygı, nedenleri, baş etme yolları üzerine eğlenceli etkinlikten oluşan bir grup atmosferi sağlanmaktadır.

YARATICILIK

Öğrencilerin zihinsel olarak esneklik (ilişki kurma becerisi vb), akıcılık (hızlı düşünebilme ve yazabilme vb), özgünlük(orijinal ve işe yarar fikir veya üretim) ve zenginleştirme (problem çözebilme becerisi vb) alanlarının geliştirilmesi için yapılan grup çalışmasıdır.

2. KADEME

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ

Öğrencilerin ders çalışmaya konsantre olmalarına, ders çalışmayı engelleyen etkenleri fark etmelerine, evdeki zamanı planlayabilmelerine yardımcı olmak için “Verimli Ders Çalışma Yöntemleri” grup çalışması gerçekleştirilir.

“Çalışma Davranışını Değerlendirme Ölçeği” uygulaması ve bunun genel değerlendirmesi, 8 Hatalı Çalışma Davranışı, Çalışmaya Başlamak ve Sürdürmek ile İlgili Problemler, Bilinçli ve Programlı Çalışmanın Önemi, Verimli Ders Çalışma Programı Nasıl Hazırlanır?, Zaman Tasarrufu İçin Öneriler, “Hayır Diyebilme”, Etkin Dinleme ve Dersi Derste Öğrenme, Zamanı İyi Kullanma, Dikkatini Toplayabilme, Tekrarın Öğrenmedeki ve Başarıdaki Yeri ve Öneminin üzerinde durulur.

SINAV KAYGISI

Kaygı,  insanın varoluşundaki en temel duygulardan biri olup, insanın bedensel ve ruhsal varlığını tehlikede görmesi sonucu yaşadığı tedirginliktir. Her duygu gibi kişinin yaşamını sürdürebilmesi  ve yaşamdan doyum alabilmesi için gereklidir. Aşırı olmadığı sürece, kaygı duymanın kişiyi motive ettiği görülmüştür.

Genel olarak kaygı kavramının daha özel bir bölümünü içeren “Sınav Kaygısı” ise öğrencinin sınav ya da değerlendirmeye yönelik fizyolojik, davranışsal ve bilişsel öğelere ilişkin  yoğun bir gerginlik durumudur. Sınav kaygısı, her yaş grubundan öğrencinin yaşadığı önemli bir problemdir. Ancak aşılamayacak bir problem değildir.

“Sınav sırasında bildiğim her şeyi unutuyorum’”,  “Ya sınavda başarılı olamazsam”,  “Çok heyecanlanıyorum kalbim yerinden fırlayacakmış gibi çarpıyor”, “Sınav bittikten sonra kendimi yaptığım basit hatalardan dolayı aptal gibi hissediyorum”, vs. gibi duygular yaşayan öğrencilerimize destek olmak amacıyla “Sınav Kaygısı” grup çalışması gerçekleştirilir. Grup çalışmasında sınava yüklenen anlam, beklenti, bakış açısı , kaygının neler yaşattığı, başa çıkama yolları grup oyunları, paylaşımlar ve gevşeme egzersizleri yapılarak öğrencilerde sınav kaygısı ile baş etmede farkındalık kazandırma amaçlanır.

EĞİTSEL YAŞAM BECERİLERİ

Eğitim ve öğretim ortamının verimli olması ve istendik sonuçlara ulaşabilmesi için öğretim ortamının düzenlenmesi kadar, öğrencilerin bu ortamdan en çok yararlanabilmelerini destekleyecek becerilere de sahip olmaları önemlidir.

Eğitsel Yaşam Becerileri Grup Çalışması ile hedeflenen, 8. sınıf öğrencilerine okulun gerekliliklerini yerine getirebilecekleri becerileri kazandırmakla birlikte, gündemlerindeki en önemli madde olan SBS için gerekli becerileri kazanmalarını desteklemektir. Program öğrencilerin, zamanı planlama, hedef ve hedeflerine ulaşabilecekleri adımları belirleme, yoğun sınav hazırlıkları sürecinde akran baskısıyla ve sınav kaygısıyla baş edebilme ve etkili/verimle ders çalışma yöntemlerini öğrenip akademik yaşantılarında kullanabilme becerilerini desteklemeye yönelik etkinlik ve bilgi paylaşımı çalışmalarını içerir.

SORUMLULUK

Sorumluluk, bireyin içinde bulunduğu topluma uyum sağlaması, üzerine düşen görevleri yerine getirmesi, başkalarına saygı göstererek aldığı kararların sonuçlarını yaşamasıdır. Çocuk küçük yaşlardan itibaren yaşının gerektirdiği sorumlulukları aldığında sorumluluk bilinci gelişir ve kişilik gelişimini tamamlar. Sorumluluk duygusunun gelişmesinde kişisel özellikler belirleyici olsa da genel olarak sorumluluk duygusu öğrenilen ve kazanılan bir beceridir. Bu nedenle İlköğretim 1 den 5. Sınıfa kadar tüm düzeylerde 5 oturumdan oluşan “Sorumluluk” konulu grup çalışması yapılmaktadır. Yapılan grup çalışmasında sorumluluk duygusunu kazanmada temel oluşturan hedef belirleme, zamanı planlama, hatırlama gibi konu başlıkları eğlenceli etkinliklerle ele alınmaktadır.

Grup çalışması süresince öğrencilerin okula ilişkin sorumluluklardan geliştirmeyi hedefledikleri alanlar öğretmen ve veli desteği ile takip edilip değerlendirilecektir.

DAVRANIŞ DEĞİŞTİRME PROJESİ

Rehberlik Servisi olarak 4. sınıf öğrencilerimizin sorumlulukla bağlantılı olumsuz davranışlarını kendi çabalarıyla değiştirmek amacıyla, " Davranış Değiştirme Projesi" adı altında uygulanan bir grup çalışmasıdır.

6 hafta süren projemiz için her hafta bir ders saatini ayırmaktayız. Grup çalışmasının bitiminden bir hafta önce her öğrenci ailesine projesini sunar. Öğrencimize sunum sonrasında ailenin doldurması için bir değerlendirme formu verilir. Veli değerlendirme formunu doldurduktan sonra öğrencimizle gönderir. Grupta istekli öğrenciler tüm 6 hafta yaptıklarını özet olarak arkadaşlarına sunarlar. Grup üyeleri de bu konuda farkındalıklarını paylaşabilirler.