İLKOKUL

KURALLAR

Hayatımızı kolaylaştırmak açısından günlük yaşantımızda kuralların çok önemli yeri vardır. Bulunduğumuz ortamda belirlenmiş kurallar var ise ve bu kurallar yaşantıya geçirilmişse karmaşadan uzak, başarılı bir yaşantı olma olasılığı yüksektir. Okullarda da uyulması gereken kurallar vardır. Bazı okul kuralları güvenliği sağlamak amacıyla konulmuştur. Okulun içinde koşmak tehlikelidir gibi. Okul kuralları öğrencilerin öğretmenleri ile uygun bir şekilde konuşmaları gerektiğini söyler.

Ayrıca gerek okul gerekse anne-babalar öğrencilerle ilgili akademik bir beklentiye sahiptir. İletişimin engellendiği yerde öğrenmede olmayacağı için ders sırasında birden fazla kişinin konuşmasını engelleyen kurallarda bulunmaktadır. Okul kuralları öğrencileri kısıtlamak için değil, sorumlu davranışların oluşması için bir taban olarak görülmelidir.

1.sınıf öğrencilerimizin de farkındalığını artırarak, okulda ve sınıflarda kuralları uygulamasını sağlamak amacıyla öğrencilere daha önceden kameraya alınmış 12 dakikalık kendi görüntüleri izlettirildikten sonra, görüntülerdeki doğru ve yanlış davranışlar konuşulur ve yanlış davranışın yerine konması gereken davranışlar belirlenir.

Bu çekim öğrencilerin teneffüslerde koridor ve sınıflardaki, okul bahçesinde ve yemekhanedeki görüntülerinden oluşmaktadır.

DİNLEMENİN ÖNEMİ

İnsan yaşamında, konuşmak ve susmak kadar dinlemenin de büyük bir yeri ve önemi bulunmaktadır. İyi bir dinleyici olmadan, iyi bir konuşmacı olamayız.

Sosyal yaşamımızda da dinleyerek, konuşmayı ve bilgiyi öğrenirken, aile ve öğretmenlerin kullandığı uyarı sözcüklerinin başında "DİNLE" geldiğini biliyoruz. Öğrencilerin ders içerisinde veya günlük yaşantıda iyi bir dinleyici olmalarının önemini, yararlarını vurgulamak amacıyla sınıf içerisinde çeşitli etkinliklerle konu tartışılır ve öğrencilerde farkındalık yaratmaya çalışılır.

MATRİX ANALOGİES TEST

Tüm 3. Sınıf öğrencilerinin görsel algı, şekiller arası ilişki kurma, analiz etme, sentez etme ve yorumlama gücü vb. becerilerini tanımak ve geliştirmek amaçlı yapılan bir tarama testidir.

SORUMLULUKLAR

Öğrencilerin sorumluluk bilincinin geliştirilmesi amaçlı, hikâyelendirme ve ölçeklendirme yöntemiyle yapılan bir sınıf çalışmasıdır.

DİKKAT OYUNLARI

İlköğretimin ilk yıllarında, öğrencilerin akademik performanslarının değerlendirilerek uygun yönlendirilmelerin yapılması, güçlü ve zayıf yönlerinin desteklenerek eğitim ortamlarında mutlu birer birey olmaları hedeflenir.

Akademik performans açısından bakıldığında görsel ve işitsel dikkatin öğrenci performansını oldukça etkilediği gözlemlenmektedir. Başka bir deyişle; dikkati, tek bir noktaya odaklayamamak ve organize olamamak çocuğun okul yaşantısını çoğu zaman çıkmaza sokmaktadır.

Bireysel farklılıklara göre, dikkatle ilgili sıkıntının yoğunluğu çocuklar arasında değişkenlik gösterir.

İşitsel, görsel ya da her ikisinde de zorluk yaşayan çocuk, başladığı işi bitirmekte, ödevleri tamamlamada, yönergeleri izlemede, dersi dinlemede güçlük yaşar. Ders araç gereçlerini dağınık kullanmak, sürekli bir şeylerini kaybetmek, derste sürekli başka şeylerle ilgilenmek bu çocukların özellikleri arasındadır. Bu noktada dikkat dağınıklığı olan ve olmayan bir çocuğu iyi ayırt etmek gerekmektedir. Dikkatte sorun yaşamayan bir çocuk, bilgisayar oynarken de, ders çalışırken de aynı dikkat performansını sergiler. Zaman zaman bu durum değişkenlik gösterebilir. Ancak gerçek anlamda dikkat dağınıklığı olan bir çocuk sürekli olarak tutarsız bir dikkat performansına sahiptir. Çevredeki en ufak uyarıcılarla ya da kendi düşünceleri ile kolayca dağılabilir. Çoğu zaman bu çocuklar öğrenme ile ilgili bir sıkıntı yaşamasalar da, dikkatlerinin kolay dağılıyor olması akademik başarılarını etkiler.

Dikkat problemi olan çocuklar genellikle okul yıllarında belirlenir. Okul yaşantısının başlamasıyla birlikte, takip edilmesi gereken bir sürü iş ortaya çıkar. Çocuktan artık bağımsız bir birey olması beklenir. Kendi çantasını kendi toplayacak, sırasını düzenleyecek, ödevlerini eksiksiz alıp yapacak, sınıfta tüm kurallara uyarak öğretmenini yönergelerini izleyecek! Aslında bu süreç ilköğretimin ilk yıllarında her çocuk için oldukça zordur. Öğrencilerin işitsel, görsel ya da her iki alanda da dikkat performanslarının sınıf ortamlarında desteklenmesi önemlidir. Bu amaçla öğrencilerimizin görsel dikkat (şekil hafızası, kelime hafızası vb) ve işitsel dikkat(yönerge alabilme, kelime ve cümle hafızası vb) alanlarında yapılan sınıf çalışmasıdır.

TONTİŞ TAVŞAN ÖFKE İLE BAŞ EDİYOR

Çocukların bulundukları sosyal ortamlarda problemlerini yapıcı yollarla çözebilmeleri, öfkelerini yönetebilme becerilerinin gelişmesi önemlidir. Rehberlik Servisinin okul çizgi film kulübü ile ortak yapılan Tontiş Tavşan Öfkeye Karşı çizgi film üzerinden öfkenin diğer duygular gibi doğal bir duygu olduğu, öfkenin ipuçları, öfkeyi ifade etme ve öfke ile baş etme, yöntemleri üzerinde durularak sınıf paylaşımı yapılır.

ÖZÜR DİLEME SOSYAL BECERİ EĞİTİMİ

Sınıf etkinliklerinden bir diğeri ise, “Özür Dileme Sosyal Beceri Eğitimi”dir. Sosyal beceriler, kişilerin birbirleri ile etkileşim kurmak için sergiledikleri, ortam ve durumlara göre farklılaşan, belli ortamlarda sosyal sonuçları yordamımızı sağlayan becerilerdir. Parmak kaldırmak, yardım etmek, paylaşmak, özür dilemek, işbirliği yapmak, selamlaşmak, sıra beklemek, eleştiri ile başa çıkmak ve benzeri sosyal becerilere sahip olan çocukların akranları ile daha olumlu ilişki / etkileşim kurdukları, yetişkinler tarafından daha uyumlu kabul edildikleri söylenebilir. Sosyal becerilerdeki yetersizlik çocuklar için sosyal kabulde önemli rol oynamakta, daha az kabul gören çocukların daha az arkadaşı olmakta; az arkadaş sosyal etkileşimi daha da sınırlandırmakta, az etkileşim ise sosyal gelişimi ve sosyal becerilerin taklit edilerek, kullanılarak öğrenilmesini engellemektedir.

Çocuğun sosyal becerileri yerinde kullanma becerisi yoksa ya da istendik sosyal beceriye sahip değilse özellikle akran grubu içerisinde sorun yaşaması kaçınılmazdır. Akran ilişkileri yetersiz ve zayıf olan çocukların, psikolojik, davranışsal, ve sosyal alanlarda yaşamlarının sonraki dönemlerinde rahatsızlık yaşama eğiliminde oldukları gözlemlenmektedir.

Sosyal becerilerin belli başlı özellikleri şunlardır;

  • Öğrenme (gözlemleme, örnek alma, canlandırma ve geri bildirim )yoluyla kazanılır.
  • Belirli sözel ve sözsüz davranışlardan oluşur.
  • Etkin ve uygun tepkileri, örnek alınan davranışları içerir.
  • Sosyal çevreden gelen olumlu tepkilerin artmasını sağlayarak, var olan becerinin pekişmesine olanak tanır. Örneğin, yaptığı hatanın farkına varıp özür dileyen bir çocuğa, bu davranışından dolayı olumlu geri bildirim verdiğinizde, o bu mesajı değerlendirerek davranışını artıracaktır.
  • Sosyal becerilerdeki yetersizlik uygun eğitim yoluyla geliştirilebilir.
“Özür Dileme Sosyal Beceri Eğitimi” sınıf etkiliğinde temel olarak yukarıda belirtilen sosyal beceri öğretimin özelliklerine göre yapılandırılır. Öğrencilere; bu beceriyi nasıl geliştirebilecekleri konusunda geri bildirimler verilir, özür dilemenin yeri, zamanı, önemi konusunda farkındalık kazandırmak hedeflenir.

HAYIR DİYEBİLMEK

Hepimiz bizden istenilen ama yapmak istemediğimiz teklifleri geri çevirme hakkına sahibiz. Fakat pek çok kişi yetişkin bile olsa, tartışma çıkarmamak, iyi geçinmek, uyumsuz olmamak, sevilmek adına bu teklifleri kabul eder. Çok sık hayır diyemeyip istemediklerimizi yapmak zorunda kalıyorsak bu kendimizi gerçekten kötü ve mutsuz hissetmemize neden olabilir.

Bir türlü hayır diyemediğiniz durumlarda da önceliklerimizden uzaklaşırız. İstemediklerimizi yapmak, zaman ve enerjimizi çalar. Kendimize olan saygımızı kaybetmeye başlarız.  İnsanları geri çeviremediğimiz için kötü alışkanlıklara sahip olabiliriz. Kırgınlıklarımız birikir.

İstenilenin başka önceliklerimizle çatışması, karşımızdakinin bize çok fazla yüklendiğini hissetmemiz, bu tür bir aktiviteyi yapmaktan hoşlanmamamız veya teklifi yapmak konusunda kendimizi rahat hissetmiyor olmamız, bunun bize zararı olabileceğini düşünmemiz gibi nedenler reddetmemiz için yeterlidir. Bir cevap vermeden önce istenileni değerlendirmeli ve kendimizi cevap vermek zorunda hissetmemeliyiz.

Öğrencilerimizin de yapmak istemedikleri teklifleri geri çevirebilen çocuklar ve gelecekte de yetişkinler olabilmesini sağlamak amacıyla Rehberlik Saati’nde “Hayır Diyebilmek” konusu ele alınır. Örnek bir olay verilerek öğrencilerin yaşayabilecekleri olay karşından ne tür olumsuzluklarla karşılaşabilecekleri tartışılır. Haklardan, hayır diyemediğimiz durumlarda yaşanabilecek duygulardan, neden hayır diyemediğimizden söz edilir. Mantıksız gelen tekliflere nasıl hayır denilebileceğinin provası yapılır. Çekingen, saldırgan ve atılgan davranışlar üzerine konuşulur. Tüm sınıfa örnek olaylar verilerek bu olaylar karşısında nasıl hayır diyebileceklerini söylemeleri istenir. Örn: Anne-babanız evde yoklar. Arkadaşlarınız bunu biliyorlar ve sizin evde toplanmayı teklif ediyorlar. Anne-babanızın böyle bir duruma onay vermeyeceğini biliyorsunuz. “Hayır!” diyebilir misiniz? Nasıl? gibi.  Öğrencilerin ayrıca kendi yaşantılarından hayır diyebildikleri ve diyemedikleri durumlara örnekler vermeleri ve o anda yaşadıkları duyguları ve olumsuzlukları paylaşmaları da  istenir.

 

ORTAOKUL

ERGENLİK

Ergenlik “değişim”, “büyümek”, “başkalaşım”, “dönüşüm” demektir. Ergenlik hüzün demektir, giden ve bir daha gelmeyecek olanın hüznüdür. Giden çocukluktur. Ergenlik bir hastalık değil, doğal ve gerekli bir süreçtir. Ancak kimi zaman erişkinlikte görülen ruhsal hastalıkların başladığı dönemdir de. Ergen ne çocuktur ne de henüz erişkin. Ergen sürekli gelecek beklentisi içindedir. Ailesi, çevresi, genel olarak toplum ondan geleceğini kurmasını bekler.

Ergenlik, belki de bireyin kendi hakkında en çok soru sorduğu, “Ben normal miyim?”, “Ben kimim?” sorusunun en çok sorulduğu dönemdir. Bu sorular ergenlikte bedende oluşan ani ve kökten değişim ve bu değişimin ergenin ilişkiler dünyasındaki yansımalarıdır.

6. sınıf öğrencilerine yönelik ergenlik dönemi, bu dönemin özellikleri, nelerle karşılaşabilecekleriyle ilgili  “Ergenlik Dönemi” konulu sınıf içi  paylaşım yapılır.

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ

Amaç belirleme, çalışmak için önemli bir güçtür. Kendisine amaç belirlemiş olan kişi o amaca ulaşmak için çalışır. Önemli olan çok çalışmak değil, etkili çalışma yollarını bilerek ve uygulayarak çalışmaktır. Etkili çalışmak, belirlenmiş amaçlar  ve öncelikler doğrultusunda zamanı programlı olarak kullanmaktır. Etkili çalışma programı içinde ders çalışmaya, dinlenmeye, eğlenmeye, spor ya da başka bir etkinlik yapmaya  da yer vardır. Yapılacak olan bir program zamanın uygun bir şekilde kullanılmasına yardımcı olacaktır.
Bu program, ne zaman çalışılacağını, ne zaman dinlenileceğini, ne zaman kitap okunacağını, ne zaman eğlenileceğini öğrenciye söyleyecektir.

Bu programda her gün için belirlenmiş  bir çalışma saati olmalıdır. Belirlenebilecek en iyi çalışma saati okuldan gelip biraz dinlendikten sonrasıdır. Böylece yapması gereken ödevleri zamanında bitirip, günlük tekrarını yapınca akşam saatleri öğrenciye kalabilir. Çalışma saatleri bölümlere ayrılmalıdır. İlk önce en zor ve en az sevdiği dersi çalışmalı,  daha sonra   diğer derslere geçilmelidir. Bir ara verilip günlük tekrarlarla tamamlanması iyi olacaktır. Çalışırken ders sıralamasının bir sözel bir sayısal olmasına dikkat edilmelidir. İki sayısal ders arasına bir sözel veya iki sözel ders arasına bir sayısal ders konulması iyi olacaktır. Genel olarak 40-50 dakika çalışıp sonra araya 10 dakikalık dinlenme koymak yararlı olur. Bu sayede yapılan çalışma sonunda dağılan dikkat ve azalan verim tekrar kazanılır.

Öğrencilerimizin, akademik başarılarını desteklemek, zaman yönetimi ve etkili çalışma alışkanlıklarını geliştirmelerine yardımcı olmak amacıyla Rehberlik Saati’nde “Verimli Ders Çalışma Yöntemleri” konusu ele alınır. Başarılı olabilmek için mutlaka amacın açık ve net bir biçimde tanımlanmış olmasının gerekliliği, her öğrencinin evde bulunduğu süreler için bir program yapmasının önemi üzerinde durulur. Öğrencilerin akademik, duygusal, fiziksel ve sosyal yapıları, ilgileri ve yetenekleri bakımından birbirlerinden farklı olmalarından dolayı her öğrencinin programının farklı olduğundan söz edilir. Günlük tekrar yapmanın neden önemli olduğu, kısa süreli bellek, uzun süreli bellek, dikkati toplayabilme, çalışma ortamının özellikleri, zihnin dağılmasını etkileyen iç sebepler(hayal kurmak, endişeler) ve dış sebepler (TV, müzik dinleyerek, yatarak çalışma, posterler, bilgisayar, msn ve  telefon) üzerinde konuşulur.

KAYGIDAN MOTİVASYONA DOĞRU

Belli bir düzeydeki kaygı, kişiyi motive etmede ve başarı düzeyini arttırmada etkin bir rol oynar. Fazla kaygı ise sınav esnasında öğrencinin soruları cevaplamada, yorumlamada, dikkatin toplanmasında güçlüklerle karşılaşmasına neden olur.

Ders çalışmayı sürekli ertelemek, biriktirmek, öğrenci üzerinde büyük bir yük oluşturur ve bu da zamanla bıkkınlık verir. Herkesin zaman zaman yaşadığı bu karamsarlık son derece normaldir.  Ancak  yaşanan bu duygular karşısında ümitsizliğe kapılmak, çaresiz ve güçsüz hissederek çalışmayı ve mücadeleyi bırakmak asıl olumsuzlukların yaşanmasına neden olur.
Sınava  farklı anlamların yüklenmesi, geçmiş başarısızlıklardan ders çıkarılmaması, düzenli ders çalışma sisteminin olmaması, başarısızlığın dünyanın sonu gibi görülmesi, öğrencinin kendisini iyi tanımaması ve yetenek ile amaçlar arasında dengenin kurulamaması sınav kaygısının oluşmasına neden olmaktadır. Tüm bu etkenler zincirleme olarak öğrenci başarısını, dolayısıyla ilgi ve  motivasyonu olumsuz etkilemektedir.

 

Bu gerçekten hareketle öğrencilerimize,  kaygı ve motivasyonun ne olduğu, başarı üzerindeki  olumsuz etkileri, nelerin sınav kaygısı oluşturduğu, motivasyonu artırmada hedef belirleme ve hedefler doğrultusunda planlı çalışmanın önemi konusunda yardımcı olmak amacıyla  “Kaygı ve Motivasyon”  konulu sınıf içi çalışması yapılır.

SINAV TAKTİKLERİ

Zihinsel beceriler birbirine bağlı ve karşılıklı etkileşim içinde olan devingen süreçlerdir. Birinin işlemesi sırasında öteki beceriler de işe karışır. Birisi gelişirken ötekiler de gelişir. Yönerge izlemek dendiğinde temelde dilin kavranması olmak üzere birçok zihinsel beceri birlikte işler: Algılama, kavrama, belleğe kayıt, sıralama, anımsama, bütünleyebilme, uslamlama, neden- sonuç ilişkilerini görebilme…

Öğrencilerin tüm bu becerilerinin desteklenerek sınav performanslarını arttırmalarına yardımcı olmak amaçlanır. Sınav sırasında yönergeyi doğru algılamak, sınav süresini etkili kullanmak, soru çözme teknikleri ve sınav kaygısı ile ilgili sınıf rehberlik etkinliği uygulanır.

KARAR VERME BECERİSİ

Karar, yapılabilecek farklı şeyler arasından birisini seçmektir. Her gün çeşitli kararlar veririz. Verdiğimiz kararlar arasında akademik başarı ile ilgili, yaşam kararları da yer alır. Örneğin, fen dersimde notumu 100'e yükseltmek için fazladan bir çalışma mı yapmalıyım, yoksa daha azı ile yetinip 50'yi mi hedeflemeliyim? Bu, bir öğrenci için akademik başarı konusunda vermesi gereken bir karardır.

Okul yaşamında verilen kararların başarıdaki katkısının vurgulandığı bu çalışmada aynı zamanda verilen kararların avantaj ve dezavantajlarının farkına varmalarının önemi üzerinde durulur.

HEDEF BELİRLEME

Hedef, belirli bir zaman diliminde ulaşılmak istenen noktadır. Başarılı olmak için, öncelikle ulaşılması düşünülen hedefin açık ve net bir şekilde tanımlanması gerekir. Hedef belirlenirken yapılması gereken en önemli noktalardan biri de kısa, orta ve uzun vadeli olarak hedefleri ayırmaktır. Kişi nereye gitmek istediğini iyi bilir, ona göre bir plan oluşturursa ancak hedefine ulaşabilir. Aslında hedef belirleme küçük yaşlarda kurulan oyunlarda bile vardır. Kimi büyüdüğü zaman doktor olmak, kimi öğretmen olmak ister. O an oyun olan bu hedefler, bazen geleceği şekillendiren noktalara kadar kişiyi götürebilir.

Hedef belirlemenin hayatın her alanında olduğu düşüncesinden hareketle, özellikle akademik sürecin daha çok önem kazandığı ortaokul döneminde, öğrencilerimiz gerçekçi hedefler belirleyerek var olan potansiyellerini geliştirmeyi hedeflemekteyiz. Bu amaçla, yapılan etkinlikte hedefi olmayan birinin neler yaşayabileceği üzerinde konuşurken, aynı zamanda öğrencilerimizin okul yaşantısı, aile, arkadaşlık ilişkileri gibi alanlarda uzun ve kısa vadeli hedefler belirlemelerini sağlamaktayız.

ZAMANI PLANLAMA

Zaman yönetimi zamanın, amaçların, sorumlulukların, zevklerin ve sosyal yaşamın içerdiği etkinlikleri bir arada yürütebilecek bir biçimde planlanması anlamına gelmektedir. Geleceğe yön verebilmek ve yaşamda başarılı olabilmek için hedefler belirler, bu doğrultuda çeşitli sorumluluklar alırız. Ancak yapılması gereken görevler dışında arkadaşlara zaman ayırmak, hoşlanılan işleri yapmak, hobilerle ilgilenmek gibi gereksinimler de var.

Çoğu zaman kişi bunları yapmak için zaman bulamamaktan şikâyetçidir. Aynı konu öğrenciler içinde geçerlidir. Çoğu zaman ödev yapmaktan hoşlanmadıklarını çünkü başka bir şey yapmaya zaman bulamadıklarını belirtiler.

Bu nedenle zaman yönetimi nedir? Neden zaman yönetimine ihtiyaç duyarız?,  zaman tuzakları, zaman yönetim teknikleri hakkında sınıf içerisinde paylaşım çeşitli örnekler doğrultusunda yapılır. 

MESLEKLER ETKİNLİĞİ

Kişinin gelecekteki yaşam tarzını belirlenmesinde dönüm noktası olan mesleğini seçmesi; doğru ve isabetli karar vermesi tüm hayatının kalitesini ve mutluluğunu etkiler. Meslek seçmek; hayat biçimini seçmek demektir. Bu nedenle doğru ve gerçekçi seçim yapılması önemlidir. İyi bir seçim yapabilmek için her şeyden önce kişinin kendini iyi tanıması ve seçmek istediği mesleğin içeriğini, gerektirdiği becerileri, kendisi ve meslek arasındaki uyuşan ve uyuşmayan yönleri iyi ayır edebilmesi gerekmektedir.

Kendini tanıma süreci okul öncesi dönemde başlarken, yaşla birlikte kişinin kendi özellikleri ile ilgili farkındalık düzeyi, sosyal ilişkileri sayesinde daha da gelişir. Bu noktada ilköğretimin ilk yıllarında öğrencileri farklı mesleklerle tanıştırarak, kendilerine uygun olabilecek meslekleri tanımaları için fırsatlar yaratmaları önemlidir. Dördüncü sınıf düzeyinde yapılan meslekler çalışmasında, öğrencilerin farklı meslek gruplarını tanımaları sağlanırken, kendi kişilik özellikleri ile de benzerlikler ve farklılıklar kurmaları ve bir farkındalık oluşturmaları hedeflenmektedir.