Öğrencimiz "Karanlıktan Aydınlığa" Öyküsüyle İlçe Birincisi

Tarih: 07.12.2017

Levent Yerleşkemizden öğrencimiz Defne Dinçer (8H), Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü’nün kasım ayında ortaokul öğrencilerine yönelik gerçekleştirdiği Öykü Yarışması’nda “Karanlıktan Aydınlığa” öyküsüyle İlçe Birincisi oldu. Yarışmanın amacı, enerjinin ve enerji kaynaklarının verimli kullanılması konusunda öğrenciler arasında bir farkındalık oluşturulması ve bilinç düzeyinin geliştirilmesiydi.

                                                                                               Karanlıktan Aydınlığa

Aralık ayıydı. Yılın yine fırtınalı dönemi gelmişti. Soğuk, buz gibi bir kıştı. Sürekli yakacak bulma derdi ve çıplak ayaklarla donma zamanıydı. 

Bizim yaşadığımız yer dağların arasında kalan, kimsenin bilmediği bir köydü. Köyümüzü saran bu yüksek  tepelerde aylarca kalan bembeyaz bir örtü olurdu. Her gün, gün doğarken bu dağların arasından güneşin yavaş yavaş çıktığını görünce güne başlardık. Evlerimizi saran bu devasa dağların üzerinde binlerce çam ağacı vardı. Alçak alanlarda evlerimiz, ahırlarımız, bağlarımız, bostanlarımız... Her birinin bacasından koyu renkli dumanlar çıkıyordu. Duyduğum kadarıyla büyük kentlerde ressamlar, böyle manzaraları çizerek satıyor ve sergiliyormuş.

Evde anneme yardım ediyordum yemek için. Koyu ahşap ayakları doğru dürüst durmayan sandalyelerde oturuyorduk, önümüzde yine aynı renk ve sallanan bir masa vardı. Ben patatesleri kesiyordum, zaten çok fazla da yemek şansımız yoktu. Yerdeki soğuk ve nemli ahşap, ayaklarımı üşütüyordu. Annem bizleri ısıtmak için türlü yollar denese de çoğu kez çaresiz kalıyordu. Tek çözüm olabildiğince kalın giyinmek ve dağlardan kesip getirdiğimiz yaşlı odunları yakmaktan geçiyordu.

İşte o soğuk günlerden biriydi. Rüzgârın uğultusunu duyduğumda bir anda ürperdim. Annem ve babam sanki bir felaket olmuşçasına birbirlerine baktılar. Bu bakışı tanıyordum, ne kadar yanlış anladığımı düşünmek istesem bile zayıf çatıları çökertecek ve bizi yine hayatta kalma mücadelesiyle baş başa bırakacak kar gelmek üzeriydi. Ve gerçekten de o gün yoğun bir kar yağışı başladı.

Ertesi sabah titreyerek yataktan kalktım. Her sabah olduğu gibi hayatın ne kadar adaletsiz olduğunu düşünmeden edemedim. Çünkü biz burada yokluk ve soğukla savaşırken kentli çocuklar kaloriferli evlerinde ya çizgi film izliyor ya da karın keyfini sürüyordu.

Ben doğduğumdan beri öyle bir şansım olmadı çünkü yaşadığımız yerde elektrik yoktu. Kentte yaşayan akrabalarımızı görmeye gittiğimizde tanıdım ilk elektriğin ne olduğunu. Kaloriferin ne güzel bir sıcaklık verdiğini. Hiç unutmam bir keresinde kullanılmayan odalarda da ışığın yandığını görmüş ve “Işığınız bitmez mi hiç?” diyerek bilmeden enerjinin boşa harcanmasına karşı çıkmış, uyarmıştım hane halkını.   O şanslı çocuklardan birisi olsaydım asla elektriği boş yere harcamaz, açık bırakmazdım çünkü burada öğrendim ki hayat onsuz çok zor.

Ailem eğitime çok önem verirdi. Biliyorlardı ki eğitim sayesinde medeni yaşam olanakları artacaktı. Çoğu kez geceleri güzel ısınan bir evin, okulun hayalini kurardım. Geceleri fener ve mumlarla aydınlanan bir dünyada renkler de fulü oluyordu. Bir gün biz de gökkuşağı gibi aydınlık, parlak, sıcak bir yaşama kavuşacaktık. Umudum hep vardı.  Bunun için kar kış, kıyamet demeden her gün okula gidiyordum; bu amaçla, bıkmadan, usanmadan.

                                     ….

Bu sabah okula giderken annem her zaman olduğu gibi kat kat giydirdi. Kapıdan çıkarken evdeki tek botumu giydim ve kapıyı kendime çektim. Bir anda bir soğuk dalgası yüzüme çarptı. Korkmayacaktım ben soğuktan, böyle karar vermiştim. Çünkü çekmekte olduğum bir şeyden korkarsam o zaman daha kötü sorunlarda ne yapacaktım?

 Cesur adımlarla ilerledim ve okulun kapısına uzun bir yürüyüşten sonra vardım. Okul, eve göre nispeten daha sıcaktı ya da ben soğuktan geldiğim için öyle hissetmiştim. Sınıfa girdiğimde herkesle merhabalaştıktan sonra yerimize oturduk. Köyümüze tayini yeni yapılan öğretmeni heyecanla beklemeye başladık.

Bir süre sonra öğretmen nefes nefese sınıfa geldi “Merhaba çocuklar!” dedikten sonra o yumuşacık sesiyle, çabucak atkısını ve montunu çıkardı. Saçları kızıl ve kıvırcıktı. Aceleyle topuz yapıldığı çok belliydi, gözlüğü buğulanmıştı. Sınıfın ön tarafına doğru yürüdü. Sınıfımız küçüktü ama on kişi olduğumuz için bize yetiyordu. Bakımsız ama temiz bir sınıfım vardı. Öğretmen bizi inceledikten sonra inci gibi dişleriyle gülümsedi. “Ben yeni öğretmeniniz olacağım, adım Nilüfer. Adlarınız nedir?” dedi. Herkes tek tek isimlerini söylüyordu; Ahmet, Gül, Hatice… Sıra bana gelmişti “Nur” dedim.

Öğretmenimiz adlarımızı öğrendikten sonra tayini çıkıp giden öğretmenle neler işlediğimizi sordu ve notlar aldı. İşlemekte olduğumuz temanın adını sordu, hep bir ağızdan “Enerji” dedik. Öğretmenimiz “Peki, bana yenilenebilir enerjinin ne olduğunu söyleyebilir misiniz?” dedi.

Biz öyle bir şey öğrenmemiştik ki… Sınıftan ses çıkmayınca öğretmen “Tamam, o zaman ben size bu konuyu anlatayım” dedi. Başladı anlatmaya “Rüzgâr, güneş ve gelgit enerjisi yenilenebilir enerjilere örnektir…”. Bu konu çok güzel gelmişti, o kadar etkilenmiştim ki kendimi tutamadım “Biz de deneyebilir miyiz?” dedim. Öğretmen duraksadı ve “Tabii !” dedi.

Ertesi gün kar yağdı. İçimden korkmadığımı söyleyip durdum. Okula o gün gidemedim. Bir hafta sonra gittiğimde karlar eriyordu ve aklıma bir fikir geldi. Dersten önce öğretmenime gidip dağda erimekte olan karı parmağımla göstererek “Bu suyu elektriğe çevirebilir miyiz?” dedim. Öğretmenim beklenmedik bu sorumu algılamak için bir süre bekledi ve “Evet, tabii ki yapabiliriz!”. Bir anda içimde kelebeklerin uçuştuğunu hissettim. Heyecandan olacaktı bu daha önce hissetmemiş olduğum şey.

O gün karın yağdığını unutarak hemen eve koştum. Ödevlerimi yapmak için çok az zamanım vardı çünkü mum ışığında çalışmak gözümü çok yoruyordu. Bu projeden sonra yapabileceğimiz şeyleri düşündüm. Artık ödevlerimi geceleri de yapabilecektim ve bu kadar üşümeyecektik.

Sabahleyin okula gittiğimde öğretmenim beni çağırdı. Koşa koşa yanına gittim, Nilüfer Öğretmen “Nur, bugün okul çıkışı elektrik üretme fikrinle ilgili yetkililere mektup yazmak ister misin?”. Büyükler benim projemi mi duyacaktı? Çabucak onayladım ve okul çıkışı öğretmenimin yanına gittim.

Mektubu yazmadan önce tereddüt ettim. Ya reddederlerse ya beğenmezlerse…

Mektubu yazdık ve yaşadığımız ortamı elimden geldiğince anlattım. Öğretmenim mektubu postaneye vereceğini söyledi. Yine başlamıştı kelebekler midemde danslarına, sağa sola hareket ediyorlardı zarifçe. Süzülüyorlardı adeta.

Birkaç hafta geçmişti mektubu vereli. Her geçen gün umudumu kaybediyordum, hayallerimi, koyduğum hedefleri unutuyordum. Beğenmediklerini, beni ciddiye almadıklarını düşündüm. Hâlbuki ne umutlarla yazmıştım ben onu.

 Karnımdaki kelebeklerin yerini boşluk almıştı. Okula gitmek, yataktan kalkmak istemiyordum artık ben. Ortalıkta ruh gibi geziyordum resmen.

O gün de okula yürüdüm her gün olduğu gibi... Okula vardığımda herkeste bir sessizlik vardı. Öğretmenimizden de ses çıkmıyordu. Belki bana öyle gelmişti ama herkes birbirine bakıp sırıtıyordu. Bende mi bir sorun vardı? Pantolonumda yine mi sökük vardı? Komik miydi reddedilmem? Utanmıştım.

Yerime oturduktan sonra öğretmenim bir şey okumaya başladı. Anlamıyordum hala neler olduğunu, bir anda adımı duyana dek. Dinlemeye başladım hemen. “…projeni çok beğendik…”. Öğretmenim okumayı bitirdikten sonra bana baktı gülümseyerek. Ben kaskatı kesilmiştim “Ben mi?” dedim. Bütün sınıf bana dönüp “Evet Nur sen!” dedi. Çok gurur duymuştum.

Günleri saydım resmen. Bir hafta sonra kalabalık bir ekip çıkageldi. Öğretmenim, muhtar ve köyün ileri gelenleriyle konuştular. Baraj yapma kararı aldılar.

Birkaç gün sonra makineler geldi ve dağlardan birine barajın temellerini attılar. Çok heyecan vericiydi. Hayalim gerçek oluyordu! Her gün adım adım hayalime yaklaşıyordum. Kim tahmin edebilirdi ki böyle bir şey olabileceğini?

Aylar geçtikten sonra bitmişti proje. Sonunda baraj yapılmıştı ve bu sayede köyümüze de elektrik gelmişti. Şehirlerde olduğu gibi artık bizim de elektriğimiz vardı!

Gömlekli büyüklerden bir istekte daha bulundum: “Okulumuza da elektrikli ısınma imkânı sağlayabilir misiniz? Bütün şehre elektrik sağladığınız gibi bu isteğimi de gerçekleştirebilir misiniz?”. Gömlekli büyüklerden biri saçımı okşayarak “Biz senin projeni yaptık, bu proje sana aitti. Beraber yaptık, köye elektriği beraber bağladık ve şimdi de okulunuza ısıtma sistemini beraber kuracağız” dedi.

Çok mutlu oldum. Artık kimse yağmur ve kardan korkmayacaktı.

Ne kadar çizgi film izleyemesem de benim de artık geceleyin korktuğumda yakacak bir lambam, sıcak bir okulum ve çok iyi bir öğretmenim vardı. Keşke her çocuk da benim kadar şanslı olabilse.

Keşke herkes var olan enerji kaynaklarının değerini bilerek verimli kullanabilse.

Defne Dinçer (8H)

SİZİ BİZ ARAYALIM

SİZİ BİZ ARAYALIM

Çocuğunuzu kaydettirmeyi düşündüğünüz okul aşağıdakilerden hangisidir?

Anaokulu
İlkokul
Ortaokul
Lise
Lütfen formu göndermeden önce "Lise ön bilgilendirme" yazımızı okuyunuz.

Kaydettirmeyi düşündüğünüz okul yerleşkesi hangisidir?

Levent
Tepeören

Kaydettirmeyi düşündüğünüz sınıf hangisidir?

Terakki Vakfı ve Okullarından gönderilen her türlü haber, bilgi ve tanıtım içeriklerinden bu forma yazdığım elektronik ileti adreslerim aracılığıyla haberdar olmak istiyorum.
// sizi arayalım