|
Musahipzade Celal |
 |
Heykel Bilgileri
| Eserin Adı |
Musahipzade Celal |
| Sanatçi |
Emre BASOGLU |
| Yapım Tarihi |
2005 |
| Boyutu |
50 cm |
| Tekniği |
Bronz Döküm |
| Bulunduğu Yer |
Bilişim Teknolojileri Laboratuarları Girişi Önünde |
|
|
Musahipzade Celal (1868-1959),
|
 |
Osmanli devletinin batililasma sürecinde bulundugu dönemde yasamis ilk önemli yerli tiyatro yazarlarimizdan biridir. Önce Mesrutiyetin, ardindan da Cumhuriyetin ilanina tanik olmustur. Onun tiyatro yazarligina yöneldigi dönemde, Türk tiyatrosu da yüzünü batiya dönmüs durumdadir.
|
Edebiyat alaninda ilk yazili tiyatro eserleri verilmeye baslamis, yazarlar tiyatro sanatini edebiyatin önemli bir türü olarak görmeye baslamislardir. 1908 yilinda Mesrutiyetin ilani ile Abdülhamitin baskici yönetiminin kalkmasi, tiyatro hayatini canlandirmis, böylece tiyatro alninda yetkin, yalnizca tiyatro eseri veren iki önemli yazar yetismistir. Bunlardan birisi yapitlarinda daha çok toplumsal konulari isleyen Ibnürrerfik Ahmet Nuri Sekizinci, digeriyse günlük yasami ele alan Musahipzade Celaldir.
|
Musahipzade Celal her ikisi de Bati uygarliklarini model almis Osmanlinin son dönemi ile, genç Türkiye Cumhuriyetinin ilk dönemlerinde yasamis bir yazar olmakla birlikte daha çok Dogulu bir kimlige sahiptir. Dogu terbiyesine uygun yetistirilmis, alçakgönüllü, tamahkar, yumusak huylu, hirslarindan arinmis hatirsinas ve nazik kisiligi ile tam bir Istanbul beyefendisidir Musahipzade Celal. Geçmise, geçmisin degerlerine romantik bir özlem duyar. Bu yüzden de konularini daima ilgisini çekmis olan tarihten alir. Ancak onu tarihe yaklasimi döneminin yazarlarindan ya da Batidaki benzerlerinden farklidir, onlar gibi tarihi olaylari ve bu olaylarin kahramanlarini islemez eserlerinde. Tarih onun için, Osmanli hayatindan kesitler sunmasini saglayan bir malzemedir. Musahipzade Celal tarihten oyunlarindaki atmosferi yaratmak için yararlanirken, ele aldigi dönemin yasantisina dair pek çok ayrintiyi gözler önüne serer.
|
Yazarin eski Osmanli degerlerine duydugu özlemin baslica sebebi, eski ve köklü bir aileden geliyor olmasidir. Katip olan babasi onu erken yasta edebiyatla tanistirmis, musahip ve bestekar olan dedesinin etkisiyle, eski saray yasantisina, Osmanli asilzadelerinin degerlerine asina olarak büyümüstür. Eserlerinde de bu degerlerin giderek bozulmasini elestirdigi görülür. Bu degerler içinde, Osmanlida Ahilik teskilatina dönüsmüs olan lonca sistemi özel bir yer tutar. Çalismanin ve emegin ödüllendirildigi, toplumsal statünün, sayginligin çalisarak kazanildigi lonca sistemi, Musahipzadenin eserlerinde toplumsal düzeni saglayan en önemli kurum olarak yüceltilir, bu sistemin giderek bozulmasi ise toplumsal yozlasmaya neden olan önemli bir etken olarak gösterilir.
|
Musahipzade Celal, sanatla iç içe olan aile ortami sayesinde, erken yasta tanistigi tiyatroda ilk deneyimlerini sahne üzerinde yasamistir. Bir süre çesitli ortaoyunu topluluklarinda zenne rollerine çikmistir. Eserlerinde görülen halk tiyatrosu izleri onun bu deneyimlerinin uzantisidir. Oyunculuk deneyimine ve pek çok oyun izlemesine karsin, yazarlik konusunda kendine güvenini kazanmasi zaman almistir. Babialinde tercüme odasi hülefaligi yaparken tiyatro eseri yazma denemelerine girismis, ancak bu çalismalarini yayinlamamistir. Bunda 2. Abdülhamitin baskici yönetiminin payi büyüktür. 1908 yilinda 2. Mesrutiyetin ilan edilmesiyle olusan özgürlük havasi tiyatro hayatini canlandirmis, sanatçi ve aydinlarda bu ortam içinde pek çok yeni girisimlerde bulunmaya baslamislardir. Musahipzade Celal de bu ortam içinde eserlerini yayinlayacak ve oynatacak firsati bulmustur. Manakyan tiyatrosunda izledigi pek çok çeviri oyun ile, Bati tiyatrosunun birikimini inceleme ve dagarcigina katma olanagi yakalamis olan yazar, geleneksel tiyatro konusundaki birikimini bati tiyatrosu kaliplari içinde sentezleyebilen usta bir yazar olmustur. Oyunlari ilk olarak Manakyan tiyatrosunda sahnelenmis, büyük begeni görmüstür.
|
Geleneksel halk tiyatrosunun eglendirme islevinin, komedi yoluyla taslama etkisinin farkinda olan yazar, tiyatronun bu yanina agirlik vermis, daha çok komedi tarzinda eserler kaleme almistir. Tarih sayfalari arasinda belli belirsiz seçilen halk yasantisini, yerel ve döneme özgü niteliklerini koruyarak, kendi deyimiyle müzikli komediler yoluyla sahneye tasimak isteyen Musahipzadenin pek çogu defalarca sergilenmis olan yirmiden fazla oyunu bulunmaktadir. Yedekçi, yazarin 1919 yilinda yazdigi erken dönem oyunlarindandir. Baslica eserleri arasinda Istanbul Efendisi (1913), Macun Hokkasi (1916), Atli Ases (1921), Itaat Ilami (1923), Fermanli Deli Hazretleri (1924), Aynaroz Kadisi (1927), Bir Kavuk Devrildi (1929) ve Pazartesi Persembe (1931) siralanabilir.
|